İnsan!

Hayal kırıklığı,

Çünkü insan var.

 

Heves kırıklığı,

Cünkü insan var.

 

Düşkünlük,

Çünkü insan var.

 

Nefret,

Çünkü insan var.

 

Şikayet,

Çünkü insan var.

 

Saygısızlık,

Çünkü insan var.

 

Dehşet,

Çünkü insan var.

 

İhanet,

Çünkü insan var.

 

Küstahlık,

Çünkü insan var.

 

Yalan,

Çünkü insan var.

 

Teselli,

Çünkü insan var.

 

Önyargı,

Çünkü insan var.

 

Türetebilirsiniz, atış serbest…

Hayatım boyunca hiç sevmediğim matematik önüme çıkıyor hep. Toplasan, bölsen, çarpsan, çıkarsan hiç fayda etmiyor. Sonuç ve özne hep insan konu nefrete gelince… Problemin ve çözümün ortak paydada buluştuğu yegane şey: İnsan…

İnsan sevmeyip hayvan sevenden korkmayın arkadaşlar. İnsana alternatif bulmak da insanın işi…

 

O insan ki aldatır…

O insan ki hak yer…

O insan ki hayal kırar…

O insan ki heves kırar…

O insan ki yalancıdır…

O insan ki yapmacıktır…

 

Müzik: The Last Shadow Puppets – My Mistakes Were Made For You

 

Reklamlar

Gereksiz Geyikler Serisi – Küçük Şeylerle Mutlu Olabilen İnsan Türü

Küçük şeylerle mutlu olabilen insanlardan heykeller yapıp; bu heykellere her Pazartesi günü düzenli olarak tapan bi din icat etmek istiyorum. Bunu da o kadar çok istiyorum ki; bunun için “Kim 500 bin lira istemez ki” adlı yarışma programına çıkıp, “kazandığınız para ile ne yapmayı planlıyorsunuz?” sorusuna karşılık bu “Küçük Mutluluklar Dini” projemden bahsetmeyi düşünecek kadar bunu istiyorum.

Daha güzel ne olabilir ki bi insanın başına gelebilecek? Küçük şeylerle mutlu olabilme yetisine sahip bi insan başka ne isteyebilir yani? Büyük şeylerle mutlu olabilen insan öyle değil ama! Marifet değil ki büyük şeylerle mutlu olabilmek. Ayrıca zaten bi insanın başına ne sıklıkta büyük bişey geliyor ki? Yani bi numara yok büyük şeylerle mutlu olabilmekte. Ondan dolayı burda büyük olan mesele küçük şeylerle mutlu olabilme meselesidir (bu noktada arzuya göre “yeğen” kelimesi de eklenebilir)!coolestkidsever

Düşünsene; böyle bi kişi bir gün içinde ne kadar çok mutlu olma fırsatı bulabiliyor? Kıskanıyorum arkadaş içten içe! İnkar edemem bunu! Kimsenin mutluluğunda gözümüz yok tamam da şimdi yani “ramazan günü oruçlu insanın karşısında kokoreç yeniliyormuş” gibi oluyo bu durum biraz! Hoş olmuyor yani! Biliyosunuz ülkemizde adettendir, güzel bi tekme hatta imkanlara göre meydan dayağı filan atılıyor bunu yapanlara.

Sen 21. Yüzyılda sırada beklemeyi öğrenememiş insanları kafana takıp, kızıp, mutsuz olurken; yanıbaşında cebince bulduğu dünden kalma fıstık parçasına sevinen bi tip var! Ağzının ortasını elimin tersiyle sevesim geliyo istemeden! Ama bi yandan da düşününce imrenip saygı duymaya başlayıveriyor insan! Yani boru değil küçük şeylerle mutlu olabilmek! Burnundan soluduğun sıradan birgün yerine boncuklar dağıttığın normal birgün geçiriyorsun! “O bunu mu demiş, bu şunu mu yapmış” yok ki böyle dertler bi kere! Bütün gün kafanın içinde kelebekler uçuşarak geziniyosun ortalıklarda!cansiz-manken

Demem o ki eğer çevrenizde küçük şeylerle mutlu olabilen insanlar tespit ettiyseniz sevin onları. Örnek alın. Onlar gibi düşünmeye çalışın. Ama tabi çok da abartmayın, öyle çok da kelebek gibi gezmenin alemi de yok (dışarısı çakal çukal dolu, bi yandan da ayık olun). Dozunu ayarlayabilirseniz süper valla. Yapabiliyosanız bana da haber edin hatta. Nasıl olunuyosa ben de olmak istiyorum ondan!

Bi de herşeyde olduğu gibi bu konuda da sahte olanlara dikkat edin. Onları öteleyin, onlar sayılmaz! Gerçekten mutlu olacak ufak şeylerle kişi! Sen birisinin göz göre göre üzerine döktüğün ufacık bi kahve damlasının lekesine kafanın %7’sini ayırıp suratını asmışken (rivayete göre normal insanlar beyninin %10’unu kullanırmış ki bu bana biraz tıraş gibi geldi ama neyse… Şimdi o kadar da şaapmayalım orasını) yanıbaşında sıkış tıkış bi otobüste depiş döpüş ayakta evine giderken akşam yemeğinde ne yiyeceğini iştahla düşünüp bakışlarıyla bunu hissettirebilecek birisi olacak!

washingYani anlatmak istediğim şu ki; holivudun romantik komedi filmlerini izlemekten altyazılı efektler (yea, wow, wu vs gibi) verme adeti geliştirmiş kişiler küçük şeylerden mutlu olanlar kategorisine girmiyor. Onları sonra konuşuruz… Bambaşka onlar. Küçük şeylere harbiden mutlu olan ve çoşkularını samimi bir şekilde belirten sevimli insanlardan bahsediyoruz bu kategoride.

Toplayacak olursak; küçük şeylerle mutlu olan insanlar biriktirin etrafınızda. Onlardan biri olmaya çalışın ufaktan ufaktan. Unutmayın ki, küçük şeylere kafa takabilmek veya büyük şeylerle mutlu olabilmek iş değil!

Önce siz bi deneyin bunu, size bişey olmazsa ben de yetişirim size! Haber edin ama mutlaka!

Hürmetler!

Müzik: Club Des Belugas – The Road Is Lonesome

MUTSUZLUK

hersey-replik

“Her Şey Çok Güzel Olacak” (1998)

Mutlu olmak için ufak tefek nedenlerle yetinilmesi gerektiğine inanmıyorum ben bu hayatta. Oysa mutsuz olmak için o kadar çok neden var ki… Sağlıklı olmak tabiki çok önemli bir şans. Dini tabirle “şükredilmesi gereken doğal bir hadise” fiziken sağlıklı olmak. Başka bakış açısıyla baktığımızda ise, yetinilmesi gereken ve halimizden mutlu olmamızı sağlaması gereken bir bütünlüktür fiziken sağlıklı olmak. Ancak ruhu sağlıklı tutmak mümkün değil. Kafam yerde yaşayamam ben. Kafamı kaldırdığımda gördüğüm manzara bana mutsuz ve huzursuz olmak için tonlarca neden veriyor. Mutsuz olmaya dayanamayacak kadar kafa yorunca da en azından benim ve hala çok değer verdiğim kişilerin sağlıklı olması bir teselli oluyor. “Her şey çok güzel olacak” filmindeki bir replik gibi: “Ama en azından hayattayız, bu da bir şey be abi.” Kısa bir süreliğine kafayı rahatlatsa da bu teselli, ben yine de mutlu olduğumu söyleyemem.

Ama böyle mi olmalı? Kafayı yerden kaldırınca gördüğüm “adaletsiz dünya” şanına yakışır bir şekilde dönerken ben ufak şeylerle mutlu mu olmalıyım? Doğa, canlılar ve insan üçgeninde düşündüğünüz zaman, hangisinin hangisine adil olduğunu söyleyebilirsiniz ki? Ama en büyük nedeni insanın kendi türüne ve diğer türlere olan adaletsizliği!

hayvan-haklariDüşünsenize yaşadığınız çevrede kedilere “nankördür, ahirette verdiğin yemekleri inkar eder” gözüyle bakabilen insanlar var. Ve ya “köpek olan eve melek girmez” zihniyeti… Örnekler çoğaltarak da mutsuz olunabilir ancak ben işin kökenine bakıp mutsuz olmayı yeğliyorum. İnsanın cehaleti. Cehalet derken okul eğitiminden bahsetmiyorum. Kişinin kendini, nefsini eğitememesinden bahsediyorum. Bir insan ailesinden veya herhangi bir eğitim kurumundan eğitim alamamış olabilir çok çeşitli nedenlerle. Bu yadırganamaz. Ancak benim bahsettiğim, aklını eğitme imkanı olup da bunu reddeden zihniyet!

adaletsizlik_ileilgiliresimler3Aklını eğitmeyi reddeden insan en tehlikeli insan türüdür benim gözümde. İnsanın bir çok hayvan türüyle en bilinen ortak özelliği içgüdüleridir. Hayvanlar aleminde güçlü taraf güçsüzü bir şekilde ezer. Bunun nedeni savunma veya savunmak için saldırma içgüdüsüdür. Aynı çevrede tecavüz diye bir kavram da yoktur. Cinsel istek tetiklendiğinde herkes tuttuğunu öper yani! Aç kalma hissi geldiğinde bulduğun senin ziyafetindir mesela! Aklını eğitmeyi reddeden insan da bu tür içgüdülerle yaşar. Azınca çükünün doğrultusunda ilerler. Aç kalmanın korkusu bile başkalarının hakkını yemeye iter. Sanki babasının takımıymış gibi futbol takımları için bile birbirini keser! Çevreyi çöp yığını haline getirir.

İş sevgiye geldiği zaman da durum değişmez. İnsan “çıkar amaçlı kurulan tek kişilik bir örgüt” oluverir. “Sevmek ve sevilmek en güzel şeydir” denir ya hep. Öyle bir şey olsa ne ala! Seversin ve sevildiğini sanırsın sadece. Ama sakın tökezleme. Hemen başkasına uçar seni sevdiğini sandığın yarın. Yaptığın ufak tefek birkaç hata o sevginin mezarı olur. İyi anlar o kadar arka plana itilir ki o sevgi hemen nefrete dönüşür. Adalet ödenen bedelle ölçülür. Ancak üç boyutlu adaletsiz dünyada yaptığın ufak hatalara o kadar büyük bedeller ödersin ki o bedellerin arkasında görünmez kalır iyi zamanların. Ödediğin bedel o kadar canını yakar ki sen bile unutursun iyi zamanlarını.

3-iskeletUzun lafın kısası “Derdi dünya olanın dünya kadar derdi olurmuş” der Yunus Emre. Dünyayı dert edinince mutluluk ufak bir teselli oluyor. Mutlu olmak isteyen görmeyecek, duymayacak ve bilmeyecek. Meşhur hikayedeki üç maymun bile bu umarsızlık emarelerini üç farklı bünyede toplamış. İnsan olarak tek bünyede hepsini yapabiliyorsanız mutlusunuz. Gerçekler acıdır diye boşuna dememişler. Acı sadece kararında olduğu sürece yemeklerde güzeldir. Başka heryerde mutsuzluk getirir. Mutlu bir dünya yoktur, olamaz. Mutlu davranan insan türü vardır ve bu türe imrenilmelidir…