Rahatiye: Sezon 2 Bölüm 1

 

Reçel: Ne güzel birşeysin sen vişne reçeli! Tatlı desem değilsin, ekşi desem değil. Güzelsin işte. Diğer reçeller hiç senin gibi değil!

Vişne Reçeli

Metro vs İzban: Metro’dan İzban’a aktarma yapmak… Bu ülkede yaşayan herkesin en az bir kere tatması gereken bir duygu. Zaten olay bir kereden sonra sosyolojik bir gözlem boyutu kazanıyor.

Bulana Gofret Var: Tüm diş hekimlerinin önermediği ve 1 numara olmayan bir diş macunu arıyorum.

Olasılık Problemi: Evden çıkarken radyoda denk geldiğin bir şarkıyı eve dönerken yine radyoda ve bıraktığın bölümünde bulmakla süper lotonun bana çıkma ihtimali arasındaki fark nedir?

Gideri Olan Evlat: Annemle bir arkadaşı arasında geçen bir diyaloğun ufak bir bölümüne denk geldim. Annem beni göstererek arkadaşına “ne tipsiz evlatlar var, benimkinin yine gideri var” diyerek tahtaya vurdu. Evet öz be öz annem oğlunun gideri olduğunu söyledi. Bu yaştan sonra bu sendromu kaldırabilir miyim emin değilim.

TarhanaTarhana: Kış gelmiyor yanılıyorsunuz. Tarhana çorbası mevsimi geliyor. Dünyanın en moral veren çorbasıdır tarhana. Ah tarhana ah! Tencerene kafamı sokasım var!

Sanki: Öyle anlar yaşıyorum ki ben akustik müzik severken etrafımdaki herkes tekno müzik çalıyor! Sanki herkes bir filmden çok etkilenmişken ben başka bir filmi izliyormuşum gibi durumlara maruz kalıyorum!

Bakış Açısı: Kibriti olup ateş yakamayanın aklından, aklı olup da ateşi söndürmeyenin fikrinden şüphe ederim.ATM

ATM: Bankamatikten para çekerken o makinenin paradan önce kartı vermesi kadar hüzün verici bir durum yok şu fani dünyada. “sen açgözlüsün, gözlerin parayı görünce başka bir şey görmeyeceği için bu kartı burada mal gibi unutacaksın! Kuşbeyinli insan!” manasına gelir o…

Kül Yutmaz: Hababam Sınıfı’ndaki “Kül Yutmaz” hocanın pantalonunun yırtıldığı sahnede ayağında renkli dövme olduğunu farketmiş miydiniz? Etmediyseniz edin. Sonrasında gözünüzde bir rockstar gibi görünecek o garip hoca…

Rahmetli: Adile Naşit’in hiç kötü rolde oynadığı bir filmini görmedim. Nasıl bir tatlı kadınmışsa artık, aklımda hiç şirret bir suratla canlandıramıyorum onu.

Sözün Özü: “İki ihtimal var. Ya evrende yalnızız ya da değiliz. İkisi de eşit derecede korkunç.” Arthur C. Clark.

külyutmaz

Hürmetler,

 

Müzük: Fred Astaire – Puttin’ On The Ritz (Club des Belugas Remix)

Reklamlar

Rahatiye: Sezon 1 Bölüm 3

Elektriksel: ‘Elektro gitar’ deyince pek bi havalı olur da, ‘elektro ev aletleri’ desen kimse yüzüne bakmaz… Elektrik böyle birşeymiş demek ki…

Değişim: Hiçbirşey için değilse bile gelişmek için değişmeliyiz…

Düz mantık: Her yıl 1 milyon kişinin yılanlar tarafından ısırıldığı Hindistan aya uydu yolladı, biz de tık yok… Ne yapmalı, etrafa yılan mı salmalı bu ülkede bilemedim!

bahçe

Ah ah!: “Biz küçükken bahçelerden meyva araklardık” gibi hikayelerimiz bittiği için masumiyetini kaybetti bu toplum.

Olursa: Olana kadar, olan ise olduğu kadar…

Gururlu atanın sözü: Çükünü kes, yine de kasaba minnet etme!

Replik: Eskileri hatırlıyorum, yenileri unuturken.” Öldürsen daha iyiydi be Yılmaz abi! (Ekşi Elmalar)

Nemfoman: Havadaki nemden bile tahrik olabilen hatun modeli.

Küreselleşme: Ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel özentilik. Bknz: ‘Bilmem nerede balığı çiğ yiyollarmış, hadi bizde yapalım’.

sıla

The Sıla: Kıçını başını göstermeden de seksi olunabilineceğini kanıtlayan hatun. O kara gazoz reklamına hiç girmesen iyiydi ama neyse hatalarınla aşığım sana kız, zilli!

Deniz teoremi: Denize bakmak ilham verir + Denize dalmak heyecan verir = Deniz iyidir.

Havalı hareketler bunlar: Filmlerde ‘arkayı dönüp gitmek’ hep havalı bir şeymiş gibi gösterilir. O zaman biz bokumuza havalıyız gerçek hayatta. Sifonu çekip dönüp ardımıza bakmadan uzaklaşıyoruz…

Nesil farkı: ‘Islak mendil’ diyen yeni nesildir, ‘kolonyalı mendil’ diyen bizden!

 

Hürmetler!

 

Müzük: Travis – Side

 

 

Rahatiye: Sezon 1 Bölüm 2

Soruyorum: Neden saunalarda ter kokusu olmaz? Havalandırma yok, ter ise açık büfe! Ortam müsait bence…

7.4 şiddetinde önerim: Sapanca halkı derhal Sapanca dilini keşfedip yaymalı. Sapanca dilini keşfetmek için Sapanca’da yaşamak kadar iyi bir teşvik olamaz. Tüm Sapanca halkına duyrulur!

Eğer: bir gün oğlum olursa Elvis Presley’in My Boy şarkısını ninni olarak dinletip bu şarkıyla büyütmeyi planlıyorum. Biraz depresif büyür ama aklını başına erken alıp, beni erken anlar diye düşünüyorum. Çok mu acımasızım ne…

Sanıyorum ki: heveslerimiz hep kanatlı. Hiç ayakları yere basmıyor. Ondan dolayı heveskırıklığı en büyük düşüşü getiriyor. İşin daha kötüsü kanatlar iyileşirse yine uçmaya hevesleniyoruz. İyileşmezse de düşmüşlüğümüzü yürüyerek kutluyoruz… Hep aynı nakarat…

Ulen!: Bugün radyoda LP – Lost on You‘nun remixine denk geldim. Tüm remix yapanlara soruyorum: Nedir aga sizin güzel şarkılarla derdiniz? O şarkının en güzel yanı enstrümanların konuşuyor olması. Senin ne haddine kalkıp dımtıs dımtıs ekliyorsun be insan evladı! Son zamanlarda yapılan en iyi şarkı bu! Burnunuza sertaç ortaç kaçsın da bi daha gıptıs gaptıs yapamayın!

Keşfettim ki: Dans edemeyişimin nedeni bugüne kadar hep hatun danslarını izlemiş olmammış. Yeteneksizliğe kılıf mı yok…

Çözümleme: Her Windows güncellemesinden sonra güncellemenin uygulanabilmesi için bilgisayarı yeniden başlatmak gibidir hayatın. Yenilik yaptıysan kafayı bir kapatıp açmak lazım.

Vay be: Yeni bir demir para çıktığında arkadaşlar arasında ilk kim sahip olacak stresi yaşardık biz! Ne ara bu hallere düştük be! Kahrolsun kapitalizm!

Bence: Geçmemiş hiçbir şey kesin değildir. Geçmişin de çoğu kesin değildir.

Tanım: Çocuk oyuncağıdır aşk. Hani küçükken çok ister fakat alamazdınız ya. İşte onun gibi illa birinin size alıp vermesi gerekir aşkı da.

Hürmetler!

 

İzlenmeli: Eleanor Powell and Buddy Rich (Best tap dance ever!)

Rahatiye: Sezon 1 Bölüm 1

Mashar baba: Hiç şarkı söylemeye gerek duymayan insan! Adam konuşuyor biz onu şarkı diye algılıyoruz. Yetenek bu olsa gerek… Ya da algıda seçicilik mi desem? Yok yok yetenek diyip tatlıya bağlayalım! Bknz: Ah bu ben

Araştırmaya üşeniyorum: Futbol hakemi kartları markası var mı, varsa fiyatları kaç para? Mukavvadan kart bile kapitalizme yenildi mi? Öğrenince Mutluyum blog yazarı sevgili Özlem’e duyrulur…

Tespit: Hangi seçenekler olduğu değil, seçeneklere hangi alternatifler bulduğun önemli artık bu devirde…

Dedim ki: Yapacaklarımı unutuyorum gün içinde bazen. Ama bana yapılanları unutamıyorum ömür içinde. Unutmak bile göreceli be Einstein!

Vay be: Hiçkimse küçük hesapları yapanı sevmiyor. Herkes çok fedakar!!

Aklınızda bulunsun: Hatırlatmak hatırdan gelir…

M-Teori: Gerçekten sevmek için en az bir kere gerçekten kaybetmek gerekir!

Boru gibi soru: “Şiki şiki baba” şarkısı o dönemin ajdar şarkısı mıydı acaba?

Bence: Marka takıntısı sadece prezervatif için olmalıdır. Diğer herşeyin dandiğini giyerek risk alınabilir…

ALKOL: Kendimize zarar vereceksek; bırakın hakkını verelim sigara da olsun!

Önerim: İçinde herşeyin sürekli pozitif olduğu şeylere inanmayın. Bknz: Reklamlar, ilanlar, burçlar, fallar…

Sanırım: Şartları aynı olmayan ortamlarda yöntemlerimiz de aynı olmamalı.

Ciddiyim: Senin sağlamadığın hiçbir adalet seni tatmin etmeyecektir.

Hürmetler…

Müzük: Portico Quartet – Prickly Pear (kulaklık ve son ses mümkünse)